Göğükesen
Başında sararmış yastık, üstünde soğuk yorgan
Geceler belki de karanlık kalmalıydı
Gün ballı sütle başlayıp perdeyi sarartmalı
Teraslarda üçer beşer beyaz sacdan daireler
Gökten alıp İbrahimi odalara serpmemeliydi
Bir çıkınca şimdi sokağa, gün o zaman başlamış
Yatağında uzanırken akan zaman değil
Akan mekan, akan heyecan, akan hemşehrin olmuş
Yağmurda serpilmiş asfalt renk renk makyajla
Bakan sen değil artık, bakılanın yansısı olmuş
An anıya böyle dönmüş baktığının hatırasıyla
Adımla Boğazkesen'i hatırandan ne kalmış
Demiri kızıl, ağacı bodur, zifti kurumuş baştan
Göğün cevherine kadar öğrenilmemeliydi
Küle dönmüş an yangının mirası olmuş
Gri yolun her bir kulu aşmış masmavi ufku
Halbuki yedi sülaleleri yer sakiniymiş
Göğükesen gibi çıkmışlar mavi ambalajdan
İşte böyle galip gelmiş bilip de bildirenler
Bireng yolun sahte ilmine Allah denmemeliydi
An anıya dönmüş gecenin selası okunmuş
Yaşamak künt zihnin doymak bilmez hırsı
Yetinmek zavallının zoraki rızası olmuş
Kürek çekip, yutup kusup havayı ve zamanı
Bin güçlükle yol alınmış ulvi beyaz kayıkta
Hüküm hakimin gölgesi hem civarı olmuş
An anıya dönmeden görünmüş yazgı taşta
Yazılanlar taze zihnin esası olmuş
Bilip de başka diyenin miadı dolmuş
Kadim hükümden körpe kalmışsın ne yapsan
Geceler işte bu yüzden karanlık kalmalıydı
Gündüzlerse soğuk, ballı süt, ağır yorgan
