top of page
  • Thought Blog
  • Instagram

Göğükesen

Başında sararmış yastık, üstünde soğuk yorgan 

Geceler belki de karanlık kalmalıydı

Gün ballı sütle başlayıp perdeyi sarartmalı

Teraslarda üçer beşer beyaz sacdan daireler

Gökten alıp İbrahimi odalara serpmemeliydi


Bir çıkınca şimdi sokağa, gün o zaman başlamış

Yatağında uzanırken akan zaman değil 

Akan mekan, akan heyecan, akan hemşehrin olmuş

Yağmurda serpilmiş asfalt renk renk makyajla

Bakan sen değil artık, bakılanın yansısı olmuş


An anıya böyle dönmüş baktığının hatırasıyla

Adımla Boğazkesen'i hatırandan ne kalmış

Demiri kızıl, ağacı bodur, zifti kurumuş baştan

Göğün cevherine kadar öğrenilmemeliydi

Küle dönmüş an yangının mirası olmuş


Gri yolun her bir kulu aşmış masmavi ufku

Halbuki yedi sülaleleri yer sakiniymiş

Göğükesen gibi çıkmışlar mavi ambalajdan

İşte böyle galip gelmiş bilip de bildirenler 

Bireng yolun sahte ilmine Allah denmemeliydi

An anıya dönmüş gecenin selası okunmuş

Yaşamak künt zihnin doymak bilmez hırsı

Yetinmek zavallının zoraki rızası olmuş


Kürek çekip, yutup kusup havayı ve zamanı

Bin güçlükle yol alınmış ulvi beyaz kayıkta

Hüküm hakimin gölgesi hem civarı olmuş

An anıya dönmeden görünmüş yazgı taşta

Yazılanlar taze zihnin esası olmuş

Bilip de başka diyenin miadı dolmuş


Kadim hükümden körpe kalmışsın ne yapsan


Geceler işte bu yüzden karanlık kalmalıydı 

Gündüzlerse soğuk, ballı süt, ağır yorgan


Yusuf Veranda
bottom of page